DIL VE ANLATIM

DIL VE ANLATIM,TÜRK EDEBİYATI VE İLKÖĞRETİM TÜRKÇE DERSLERİ KAYNAK SİTESİ

!-- ReklamStore kodu basla - dil ve anlatim yeni com 468x60 -->

CÜMLE ÇEŞİTLERİ

Cümleler, kendini oluşturan sözcüklerin anlamlarına, cümlede bulundukları yerlere, türlerine göre değişik özellikler gösterir. İşte bu özelliklere göre cümleler değişik gruplar altında incelenir.

A. YÜKLEMLERİNE GÖRE CÜMLELER [Read the rest of this entry...]

CÜMLE ANLAMI

Cümle, yargı bildiren sözcük ya da söz öbeğidir.

Bir sözün yargı bildirmesi, şahıs ve kip bildirecek biçimde çekimlenmesine bağlıdır. Bu özelliği gösteren tek bir sözcük cümle olabileceği gibi, birbirini tamamlayan birçok sözcük de cümle özelliği gösterebilir. [Read the rest of this entry...]

ANLATIM BOZUKLUKLARI

ANLATIM BOZUKLUKLARI

Her cümle belli bir düşünceyi, duyguyu aktarmak için kurulur. Bu cümlenin, ifade edeceği anlamı açık ve anlaşılır bir biçimde ortaya koyması gerekir. Ayrıca cümle mümkün olduğunca gereksiz unsurlardan arındırılmış olmalıdır bu cümle. İşte bu özelliği göstermeyen cümleler, anlatım bakımından bozuktur.
[Read the rest of this entry...]

GENEL EDEBİYAT BİLGİLERİ

EDEBİYAT BİLGİLERİ

Bu konuyla nesir ve şiir bilgisini inceleyeceğiz.

I. NESİR (DÜZ YAZI) BİLGİSİ

Cümleler hâlinde ortaya konan sözlerin belli kalıplar içinde sıkıştırılmadığı anlatım türleri olup bunlara kompozisyon türü de denir. Kompozisyon türleri yazılı ve sözlü olmak üzere ikiye ayrılır. [Read the rest of this entry...]

ANLATIM BİÇİMLERİ ve DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI

Çeşitli amaçlara yönelik olarak gerçekleştirilen anlatımın etkileyici olması için çeşitli yöntemlere başvurulur.İşte,anlatımı gerçekleştirirken başvurulan bu yöntemlere Anlatım biçimleri diyoruz.

Anlatım biçimlerini şöyle sıralayabiliriz:
[Read the rest of this entry...]

DIL VE ANLATIM KAYNAK SITESINE HOŞGELDİNİZ

DIL VE ANLATIM SORULARINDAN DERS ANLATIMLARINA HERŞEYİ BULABİLİRSİNİZ

YGS SORULAR VE ÇÖZÜMLERİ SİZLERE SUNULUYOR.

YGS SINVINDAKİ SORULAR VE ÇÖZÜMLERİNİ AYAĞINIZA GETİRDİK.SINAVDIR ÇÖZÜLÜR DEDİK BİR FAYDAMIZ DOKUNSUN İSTEDİK VE BÜTÜN SORULARI SİTEYE KOYDUK ÜSTÜNE ÜSTLÜK ÇÖZÜMLERİNİ DE YAPTIK.ALIN KOLAY GELSİN.HAYIRLI OLSUN.

TÜRK TİYATROSU

TÜRK TİYATROSU TARİHİ

Tanzimat’tan 1923’e kadar
1860: Gedikpaşa Tiyatrosu yapıldı.

1868: Güllü Agop Osmanlı Tiyatrosu adlı bir grup kurmuştur. Tanzimat sanatçılarının eserleri bu grup tarafından sahneye aktarıldı. Türk oyuncular arasında en ünlüsü Ahmet Fehim’dir.
1914: Darülbedayi kuruldu.
1920: İlk Müslüman Türk kadın sanatçı olan Afife Jale Darülbedayi’de sahneye çıktı.
1923 sonrası
1927: Muhsin Ertuğrul Darülbedayi’nin başına geçti. Çağdaş tiyatronun temellerini attı.
1949: Devlet Tiyatroları kuruldu. [Read the rest of this entry...]

CUMHURİYET DÖNEMİ SANATÇILARI

YAHYA KEMAL BEYATLI
AHMET HAMDİ TANPINAR
HUZUR
MEMDUH ŞEVKET ESENDAL
AYAŞLI VE KİRACILARI
SAİT FAİK ABASIYANIK
PEYAMİ SAFA
DOKUZUNCU HARİCİYE KOĞUŞU
FALİH RIFKI ATAY
NURULLAH ATAÇ
GÜNLERİN GETİRDİĞİ/SÖZDEN SÖZE
SUUT KEMAL YETKİN
ABDÜLHAK ŞİNASİ HİSAR
FAHİM BEY VE BİZ
AHMET KUTSİ TECER
AHMET MUHİP DIRANAS
CAHİT SITKI TARANCI
FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA
HALİKARNAS BALIKÇISI (CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI)
KEMALETTİN KAMU
CAHİT KÜLEBİ
HALDUN TANER
BEHÇET NECATİGİL
SABAHATTİN EYÜBOĞLU
NECİP FAZIL KISAKÜREK
ORHAN KEMAL
KEMAL TAHİR

CUMHURİYET DÖNEMİ TOPLULUKLARI

YEDİ MEŞALECİLER
ZİYA OSMAN SABA
GEÇEN ZAMAN – NEFES ALMAK
GARİPÇİLER
ORHAN VELİ KANIK
BÜTÜN ŞİİRLERİ(ORHAN VELİ)
OKTAY RIFAT HOROZCU
MELİH CEVDET ANDAY
İKİNCİ YENİ AKIMI
EDİP CANSEVER

   YEDİ MEŞALECİLER
  Yedi Meşaleciler, yeni bir edebiyat, farklı bir şiir oluşturmak amacıyla bir araya geldiler. İlkelerini, “samimilik, içtenlik, canlılık ve devamlı yenilik” şeklinde açıklamışlardır. Beş Hececiler’i eleştirdiler ve onlara karşı çıktılar. Batı edebiyatını, özellikle Fransız edebiyatını kendilerine örnek alıp, izleyeceklerini söylemelerine rağmen, Beş Hececiler’in yolundan gitmişlerdir.
Bu topluluk şu sanatçılardan oluşur:
Ziya Osman Saba
Sabri Esat Siyavuşgil
Kenan Hulusi
Yaşar Nabi Nayır
Cevdet Kudret Solok
Muammer Lütfi
Vasfi Mahir Kocatürk
 
 
      ZİYA OSMAN SABA (1910- 1957)
      İçinde bulunduğu grup olan Yedi Meşaleciler arasında şiire en çok bağlı kalan sanatçıdır. İlk şiirleri Servet-i Fünun (Uyanış) dergisinde çıkan Ziya Osman Saba, Yedi Meşale şairleri arasındadır. Bu topluluğun şiir anlayışını, yaşamının sonuna dek sürdüren tek şairdir. İçe dönük bir şair olan Ziya Osman Saba, bu özelliğini şiirlerinde de göstermektedir. Kendine özgü üslubuyla hikayeler de yazan Saba, bir İstanbul yazarı olarak çevresindeki değişimin içinde hep incelikleri, güzellikleri aradı.
      Şiirlerinde çocukluk ve ilk gençlik anılarına bağlılık, yaşamın küçük mutluluklarından duyulan sevinç, acıma duygusu, iyilik düşüncesi, İstanbul sevgisi, Tanrı’ya şükran, ölüm gerçeğini kabulleniş gibi konuları, gözlemci ve dışavurumcu bir tarzla genellikle hece ölçüsüyle, ama kimi zaman serbest ölçüyü de kullanarak işlemiştir.
Şiirlerini Sebil ve Güvercinler, Geçen Zaman, Nefes Almak kitaplarında toplayan şair, hikayelerini de “Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi” ile “Değişen İstanbul” kitaplarında bir araya getirdi. Yazar Ziya Osman Saba, 29 Ocak 1957’de İstanbul’da öldü.
 
GEÇEN ZAMAN
 
Hiç olmazsa unutmamak isterdim.
Eski geceler, sevdiklerimle dolu odalar
Yalnız bırakmayın be­ni hatıralar.
Az yanımda kal çocukluğum
Temiz yürekli uysal çocukluğum.
Ah, ümit dolu gençliğim,
 




 
 
 
GARİP AKIMI (1940)
 
     1940 yılında kendilerine Garipçiler adını veren topluluk, Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat Horozcu’dan oluşur.
     Şiirde her türlü kurala ve belirli kalıplara karşı çıkmışlardır. Kuralsızlığı kural edindiler. Şiirde ölçü, kafiye ve dörtlüğe karşı çıktılar. Şairaneliği, mecazlı söyleyişleri, sanatları kabul etmediler. Süslü ve sanatlı dile karşı çıkıp sade bir dil kullandılar.
      Şiirde o döneme kadar işlenmemiş konuları ele aldılar. Konuşma dili ile günlük sıradan konuları işlediler. Şiirlerinin başlıca konuları, günlük hayat, sıradan insanların problemleri, yaşama sevinci ve hayattaki bazı garipliklerdi. Halk deyişlerinden yararlanmışlar, toplumsal yergiye yer vermişlerdir.
 
ORHAN VELİ KANIK (1914-1950)
   Orhan Veli Kanık, Türk şiirinde, iki arkadaşıyla birlikte (Oktay Rıfat, Melih Cevdet Anday) büyük bir atılım yaşmış, yeni bir anlayışın öncüsü olmuştur.
     Onun 1941’de arkadaşlarıyla birlikte yayımladıkları “Garip” adlı şiir kitabı ve yazdığı “Önsöz”, Türk şiirinin günden güne donmuş olan eski değerlerini yıkmış, şiire başka bir açıdan bakılmasını sağlamıştır.
    Ölçüye baş kaldırıp serbestçe yazmak; kafiyeyi şiir için gerekli görmekten şiirden silmek; onu hayal gücünün kapalı duvarlarından kurtarıp sokağa, gerçek hayata çıkarmak; yapmacıksız, tabii bir söyleyişle  günülk yaşayış içinde halktan insanları yakalamak; her çeşit kelimeyi, konuyu şiire sokmak, halk deyişlerinden yararlanmak, toplumla ilgili yergiye yer vermek…işte Orhan Veli’nin açtığı çığırın ilkeleri bunlardır. Orhan Veli bu ilkelerin hem savunuculuğunu hem de uygulayıcılığını yapmıştır. Bu ilkeleri  şiirlerinde  başarıyla uygulamıştır.
Şiir kitapları:
Garip, Vazgeçemediğim, Destan Gibi, Yenisi Karşı.
Nesir eserleri:
Sanat ve Edebiyat Dünyamız, Bindiğimiz Dal.
 
 

ANLATAMIYORUM

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum
 
 
 
OKTAY RIFAT HOROZCU (1914- 1988)
 
     Yeni akımın Orhan Veli ile birlikte önde gelen şairi Oktay Rıfat, halk masalarından halk deyimlerinden, halk tekerlemelerinden, onlara yeni görünüşler sağlayarak yararlanmış, toplum sorunlarına değinmiştir. “Perçemli Sokak” adlı kitabıyla birlikte şiir anlayışında büyük değişiklik olmuş; soyut şiire kaymıştır. Roman ve tiyatro eserleri vardır.
Şiir kitapları:
Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üzerine Şiirler, Güzelleme, Karga ile Tilki, Aşk Merdiveni, Denize Doğru Konuşma, Dilsiz ve Çıplak, Koca Bir Yaz vs…
Oyunları:
Kıskançlar, Oyun İçinde Oyun, Kadınlar Arasında Atlar ve Filler, Yağmur Sıkıntısı, Çil Horoz vs…
Romanları:
Bir Kadının Penceresinden, Danaburnu.
 

MELİH CEVDET ANDAY (1915 – 2002)

 
     Şiirlerinde toplumsal gerçekliği işler. İlk şiirlerindeki romantik özelliklerinden daha sonra sıyrılarak duygulardan çok aklın egemenliğine, güzel günlerin özlemine bırakır. Söz oyunlarından kaçarak yalın bir dil kullanır. Düzyazılarında çoğunlukla yoğun bir düşünce, şiirsel, espirili, özlü bir dili vardır.
     Melih Cevdet Anday; fıkra, makale, deneme, çeviri, gezi, roman, tiyatro türlerinde yazmakla beraber ısrarla şiir üzerinde durur.
Şiirleri: Garip, Rahatı Kaçan Ağaç, Telgrafname, Yan Yana.
Denemeleri: Doğu-Batı, Konuşarak, Yasak.
Çevirileri: İngiliz Edebiyatından Denemeler.
Tiyatroları : Komedya, İçerdekiler, Gizli Emir.
 
 
 
İKİNCİ YENİ AKIMI (1950)
 
    Orhan Veli ve arkadaşlarının oluşturmuş olduğu Garip akımına tepki olarak 1950’li yıllarda ortaya çıkan bir akımdır. Farklı imgeler, çağrışımlar ve soyutlamalarla yeni bir söyleşin hedeflendiği akımın öncüleri arasında  Edip Cansever, Turgut Uyar, Cemal Süreyya, İlhan Berk… sayılabilir. İkinci yeni akımı birinci yeni olarak bilinen Garip akımı ile zıt özellikleriyle dikkati çeker.
    Bu akımda şiir dili oldukça zorlanmış, kolay söyleyişler itibar görmemiştir.
     Biçim güzelliği ön plana çıkmıştır.
     Kolayca anlaşılmak yerine kapalı imgesel bir anlatım tercih edilmiş, soyutlamalarla şiire derinlik getirilmeye çalışılmıştır.
     Bu şairler noktalama işaretleriyle büyük harf kullanmamışlardır.
 
EDİP CANSEVER (1928-1986)
İkinci Yeni içindeki bazı şairler gibi anlamsızlığı savunmadı. Kapalı, anlaşılması güç, yine de anlamdan ayrılmayan bir şiire yöneldi. Çok farklı imgeler kullanırken bile düşünce öğesini göz ardı etmedi. Yapıtlarına tutarlı bir bütünlük kazandırdı. Şiirinde düzyazı olanaklarını kullanmaktan da çekinmedi. Yalnız şiirleriyle değil tepkileri ve yaşama biçimiyle de kendisinden söz ettirdi. Sürekli yazan, yayınlayan bir şair olarak ilgileri hep üstünde tuttu.